Bu seferki yazımızda izlenmesinin mutlaka her mühendise katkı sağlayacağını düşündüğümüz filmleri eklemek istedik. Hani böyle eve giderken cips, kola ne bileyim almışsındır nevaleyi de, ne izlesem diye düşünürsün. İşte bu listedeki filmler zamanınızı dolu dolu geçirmenizi sağlayacak nitelikte. Hatta önüne gelen her filmi izlemiş arkadaşlarınızın bile izleyemediği filmler var içeride.
Günümüz şartlarında -yılda yüzlerce film çekildiğini düşünürsek- nitelikli bir film bulmak o kadar zor ve zahmetli bir iştir ki, insan bir yerden sonra film izlemekten bile vazgeçebiliyor. Daha da kötüsü filmi bulup izliyorsun ama beklentini karşılamıyor. En kötüsü ise filmi bulursun yanındaki arkadaşına bir bakarsın, senin o kadar zahmetle bulduğun filme bir göz hareketi ile izlemiş olduğunu belirtir. Bu tip durumlarda fırlatılmaya müsait cisimlerden uzak durmak en akıllıcası olur. Aslında film araştırırken ilk olarak türünü netleştirmek gerekir. Daha sonra da hâlihazırda filmi izlemiş senin benim gibi adamların puanlama ve yorum yapabildiği IMDB, turkcealtyazi.org, sinemalar.com gibi siteleri incelemek faydalı olacaktır.
Neyse ufaktan lakırdıyı geçip sizi listeyle baş başa bırakalım. Ama bitirmeden listedeki filmlerden birinde geçen güzel bir repliği paylaşmak istiyorum:
– Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz. (Devrim Arabaları)
Bu arada Christoper Nolan adam adam
Rancho Chhanched, Farhan Qureshi ve Raju Rastogi Hindistan’ın en önemli bir okulunda mühendislik okuyan ve okulun yurdunda aynı odada kalan üç öğrencidir. Raju ailesini fakirlikten kurtarma gibi bir ideale sahipken Farhan ailesinin isteği doğrultunda bu bölümü seçmiştir. Rancho ise makinelere duyduğu tutku nedeniyle mühendis olmayı istemektedir. Bu üçlü ve profesörleri Viru arasında yaşananlar, dostluk kavramını beyaz perdeye yansıtırken eğitim sistemini de sert ve eğlenceli bir şekilde eleştirir niteliktedir.
Son dönemin fazlasıyla dikkat çeken yapıtlarında biri olan film Hindistan’ın en çok izlenen filmlerden biri olurken özellikle Amerika’da da bir hayli dikkat çekmişti.
IMDB: 8,2 Turkcealtyazı.org: 8,8
16 Haziran 1961. Devlet Başkanı Cemal Gürsel tümüyle yerli üretim bir otomobil yapılmasını emreder ve görevin TCDD işletmesine verildiği bildirilir. O gün orada bulunan 23 mühendis bu emri “Türk insanının makûs talihine karşı bir meydan okuma” olarak algılarlar. En küçük bir tereddüt ya da endişe sergilenmeksizin derhal işe başlanır. Çalışma mekanı olarak Devlet Demiryolları’nın Eskişehir’deki Cer Atölyesi seçilir.
Zaman müthiş dardır. Ekibin Cumhuriyet Bayramı’ na kadar yalnızca 130 günü vardır. Türkiye’nin ilk yerli otomobili olacak eserin adı da konmuştur: “Devrim”.
IMDB: 8 Turkcealtyazı.org: 7,9
Usta, uçak yapma tutkusunu hayatının merkezinde gören bir erkekle, kendisini kocasının hayatının merkezinde görmek isteyen bir kadının bitmeyen çekişmesini konu ediyor.
Sanayi mahallesinin en iyi motor ustası Doğan, tutkusunun peşinden giderken, âşık olduğu kadın kadar çevresiyle ve en yakın dostuyla da çatışıyor. Hayatta dengeyi bulmaya, yırtmaya çalışan insanların sıcak, gerçekçi, samimi hikâyesini izliyoruz film boyunca. İkisi de pes etmeyen bir kadın ve erkeğin çekişmesi, dostlukların sınanması, insanlara güvenmek, aşk ve iş, para ve haysiyet ikilemleri Usta filmini sürükleyen ana unsurlar.
Şu an içinde bulunduğumuz günde, günümüz Türkiyesi’nde geçen Usta, yönetmenin tercih ettiği gerçekçi üslubu, sahici mekân kullanımı, seyirciyi filmin içine çeken ve film boyunca sürükleyen özel kamera hareketleriyle Türk sinemasına yeni ve farklı bir soluk getiriyor.
IMDB: 7,1 Turkcealtyazı.org: 7,2
Ülkesi için teknoloji harikası silah ve füzeler üreten Stark Industries’in kurucu yöneticisi olan Tony Stark, geliştirdiği yüksek teknolojik buluşlarla dünya çapında çok önemli konuma ulaşmış bir silah sanayicisi ve mucittir. Boş zamanlarındaysa güzeller güzeli kadın hayranlarını ihmal etmez. Yeni geliştirdiği füzelerin test edildiği bir tatbikat/gösterinin ardından konvoyunun saldırıya uğraması ve bir terörist grubun eline esir düşmesiyle birlikte Tony’nin “tatlı hayatı” bir anda kabusa döner.
Saldırı esnasında zaten zayıf düşmüş olan kalbinin yanına bir şarapnel mermisinin saplanmasıyla hayatı tehlikeye giren Tony, kendisini esir alan terör grubunun esrarengiz lideri Raza (Faran Tahir) tarafından gelişmiş silahlar üretmeye zorlanır. Ancak en kötü anında bile zekasını ve yaratıcılığını kullanarak kendisini esaretten kurtaracak bir zırh imal etmeyi başaracaktır.
Teröristlerden kurtulup ülkesine döndüğünde kendi geçmişiyle hesaplaşma noktasına gelen Tony, kurucusu olduğu Stark Industries’i yepyeni bir hedefe yönlendirmeye yemin eder. Eskiden sağ kolu olan ve kendisinin yokluğunda şirketi yöneten Obadiah Stane’in (Jeff Bridges) şiddetli muhalefetine rağmen günlerini ve gecelerini atelye/laboratuvarında çalışarak geçirmeye başlar. Artık tek isteği, kendisine insanüstü güçler ve fiziksel koruma sağlayacak çok gelişkin bir zırh geliştirmektir.
Bu arada, yıllardır beraber çalıştığı güzel asistanı Pepper Potts (Gwyneth Paltrow) ve arkadaşı yarbay Rhodey’in (Terrence Howard) yardımıyla dünya çapında sonuçlar yaratacak haince bir komployu açığa çıkartmayı başarır. Yeni kırmızı ve altın rengi zırhına bürünen Tony Stark ve ikinci kimliği Iron Man dünyayı korumaya ve adaleti sağlamaya yemin eder.
IMDB: 7,9 Turkcealtyazı.org: 8
Bu beklenmedik dönüşlerle dolu gizemli öyküde, Viktorya Devri’nde iki sahne sihirbazı, giderek şiddetlenen bir savaşa ve birbirlerinin mesleki sırlarını ortaya çıkartmak için doymaz bir susuzluğa dönüşen güçlü bir rekabete girişiyorlar. Bu iki görkemli adamın cüreti tutkuya, şovmenliği bilime ve hırsı dostluğa kırdırmalarının sonuçları tehlikeli, ölümcül ve hileli oluyor.
Her şey yüzyılın başında, hızla değişen Londra’da başlıyor. Sihirbazların ünlü ve en üst mertebede idol olarak kabul edildikleri bir zamanda, iki genç sihirbaz şöhrete giden yolu çizmeye başlarlar.
Gösterişli, sofistike Robert Angier (HUGH JACKMAN) tam bir şovmenken; yontulmamış ve gelenekçi Alfred Borden (CHRISTIAN BALE) sihirli fikirlerini gösterme yeteneğinden yoksun, yaratıcı bir dahidir.
Birbirlerini takdir eden arkadaşlar ve ortaklar olarak yola çıkarlar. Ama en büyük numaraları ters gidince, aralarında ömür boyu sürecek bir düşmanlık başlar; ikisi de bir diğerini geçme ve altüst etme niyetindedir.
Sürdürdükleri aşırı rekabet, her numarayla, her gösteriyle daha da büyür; ta ki sınır tanımayana, hatta elektriğin yeni ve inanılmaz güçlerini ve Nikola Tesla’nın bilimsel dehasını işin içine dahil edene dek..
IMDB: 8,5 Turkcealtyazı.org: 8,9
Tüm dünyada olduğu kadar Türkiye’de de bir fenomene dönüşmüş, milyonların sosyal paylaşım sitesiFacebook’un kurucusu Mark Zuckerberg ve arkadaşlarının öyküsü.
Bir Ekim gecesi, yıl 2003. Mark Zuckerberg, sarhoş kafayla Harvard Üniversitesi’nin sistemine sızar. Kız arkadaşı tarafından terk edilmiştir ve bunun acısını kampüsteki tüm kızların bilgisinin olduğu bir veritabanında birleştirmek ister. Yazdığı uygulamada ekranın iki yanındaki kızların fotoğraflarını oylayarak hangisinin daha güzel olduğu seçilebilmektedir. Mark sayfanın adına Facemash adını verir. Sitenin başarısı hızla yayılır fakat Mark’ın kadınlara olan nefreti ve bu yolda gizlilik kurallarını ihlal etmiş olması Harvard Üniversitesi’nin de tepkisi çeker. Bu durum sitenin evrilerek Facebook’a dönüşmesine olanak sağlar. Öncelikle yalnızca Harvard’da kullanılan Facebook, daha sonra diğer üniversitelerde de açılır ve Ivy League’den Silikon Vadisi’ne tüm dünyada yayılmaya başlar. Sosyal medya denince günümüzde akla gelen ilk uygulamalardan olan Facebook’un arkasında yatan gerçekler, oluşumunun öyküsü ve günümüz dünyasına sunduğu artı ve eksiler Mark Zuckerberg’in hikayesinden yola çıkılarak ele alınıyor.
IMDB: 7,7 Turkcealtyazı.org: 7,4
Jerry ve Rachel, daha önce hiç tanımadıkları bir kadın tarafından rehin alınırlar. Fakat kadın bu iki kişiyle ilgili her şeyi bilmektedir. Politik bir suikast için kullanılmakta olduklarını anlayan bu iki rehine işbirliği yapmaya karar verir.
Michelle Monaghan filmde, teröristler tarafından kapana kıstırılıp suikast düzenlemeye hazırlanan bir terör hücresine katılmaya zorlanınca Shia LaBeouf’un oynadığı karakter ile isteksizce ittifak yapmak zorunda kalan bir bekar anneyi oynadı.
IMDB: 6,6 Turkcealtyazı.org: 7,1
Swades, günümüz Hindistan’ında geçen, gelişimin, temel seviyeden hızlıca gerçekleşmesiyle oluşan sorunlara değinen bir film. NASA’da proje yöneticisi olarak çalışan genç ve parlak bilim adamı Mohan Bhargava’nın (Shah Rukh Khan), dadısını bulmak için döndüğü bu Hindistan, renkli, heterojen ve karmaşıktır. Film, NASA’nın uzay araştırmalarındaki ilerlemelerde öncü olan gelişmiş dünyasını ve gelişimin dönüm noktasındaki Hindistan’ın karşıtlığını kullanıyor. Her birimizin yaşadığı Mohan’ın bu basit macerası, “ev” dediğimiz fizikötesi ve tanımlaması zor yerin arayış yoluluğuna dönüşüyor.
IMDB: 8,3 Turkcealtyazı.org: 8,2
II. Dünya Savaşı Nazi Almanyası’nın hâkimiyetinde birden çok cephede çok çetin biçimde devam etmektedir. İngiliz İstihbaratı tüm yoğun çabalarına ve yüzlerce kişiyi çalıştırmasına rağmen Almanların kullandığı Enigma şifreleme sistemini çözmeyi başaramamıştır. Almanların çok gizli bir biçimde şifrelediği bu yazışmalar, İngilizlere ve müttefiklerine çok ağır kayıplara mal olmuştur. Çözüm olarak İngiliz hükümeti Deniz Kuvvetleri Komutanlığı çatısı altında ülkenin en iyi şifre çözen beyinlerini ve kriptoloji uzmanlarını toplar. Bu isimlerden biri de farklı çalışmalarıyla tanınan ve kendi yöntemlerinden ödün vermeyen genç profesör Alan Turing’dir. Turing’in ekibe katılması dengeleri alt üst edecek ama o güne kadar hiç denememiş büyük çaplı bir girişimin de kapısını aralayacaktır.
Ünlü İngiliz matematikçi Alan Turing’i filmde Benedict Cumberbatch canlandırırken kendisine Keira Knightley, Matthew Goode, Rory Kinnear ve Allen Leech eşlik ediyor.
IMDB: 8 Turkcealtyazı.org: 7,7
Eskinin hınzır ve tuttuğunu koparan polis memuru John McClane, artık hiç de o tanıdığımız uslanmaz ve başarılı adam değildir. Geçen yıllar ona pek de iyi davranmamıştır. Tepetaklak giden özel hayatı, karısından boşanması, kendini alkole vermesi gibi sorunların üzerine, artık polis departmanında da çalışmamaktadır.
Eskinin hareketinden ve başarısından uzak, devlete bağlı bir güvenlik şirketinde bilgisayar korsanlarını takip ettiği bir işte çalışmaktadır. Fakat tehlike ve macera, hiç beklemediği bir anda gelip yine onu bulacaktır.
Tespit ettiği bir bilgisayar korsanını yakalamış giderken çok daha büyük bir bilgisayar çetesinin tüm ülkenin bilgisayar sistemlerine girerek ülkedeki yaşamı çökertmek üzere olduğuna tanık olur. Trafik lambalarından başlayarak bütün sistemler teker teker çökmektedir. Ülkenin bütün bilgisayar altyapısı korsanların eline geçmekte ve ülke ekonomisi başta olmak üzere herşey tehlike altındadır. Matt Foster ismindeki genç korsanın, teröristlerin bir sonraki adımlarını çözebilecek kadar zeki olduğunun farkına varan John McClane, onu da bu işte kullanmaya karar verir. İkili için son derece kritik saatler başlamıştır.
IMDB: 7,2 Turkcealtyazı.org: 7,4
Dünyada insanlığın yok olmasına yetecek derecede tehlikeli olan bir virüs yaklaşık beş milyar kişinin ölümüne yol açmıştır. Geriye kalan az sayıdaki insan yer altlarına kurdukları barınaklarda yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu esnada virüsün yok olması için bir çözüm yolu bulan insanlar, zamanda geriye gidebilecekleri bir zaman makinesi yaparlar. İlk test sürüşü içinse eski bir mahkum olan James Cole gönüllü olur. James kendisini yedi yıl geride, bir akıl hastanesinde bulur. Akıl hastanesi gibi bir ortamda gelecekten geldiğini ve misyonunu anlattığında ise gerçek anlamda akıl hastası etiketi yemesine neden olur.
12 Maymun, zamanda yolculuk temalı filmlerin arasında en önemli olanlardan biri. Terry Gilliam imzalı filmin başrollerinde Bruce Willis ve Brad Pitt gibi ünlü isimler var.
IMDB: 8 Turkcealtyazı.org: 7,9
Bruce Willis’in soğuk bir Federal ajanını canlandırdığı bu filmde, FBI ajanları Ajan Greer ve Ajan Peters’i bir üniversite öğrencisinin gizemli şekilde öldürülmesi dosyasını araştırırken buluruz. Bu öğrencinin, insanların kendilerinin kusursuz robot versiyonlarına sahip olmalarını sağlayan yüksek teknoloji ürünü suret olgusunun yaratıcısı olan kişiyle önemli bir bağlantısı olduğu ortaya çıkar. Sağlıklı, güzel görünümlü ve uzaktan kumandalı makineler olan suretler, insanların yerini almakta ve böylece insanların evlerinin rahat ve güvenli ortamından çıkmadan dışarıdaki hayatı yaşamalarına imkan tanımaktadır. Cinayet beraberinde cevap arayışını getirir: Maskelerle dolu bir dünyada kim gerçektir ve kime güvenebilirsiniz?
IMDB: 6,3 Turkcealtyazı.org: 6,6
Üç Robot Yasası:
Kural 1 – Bir robot asla bir insana zarar vermez ya da bir insanın zarar görmesine izin vermez.
Kural 2 – Bir robot insanlara mutlaka ve her koşulda itaat etmelidir.
Kural 3 – Bir robot birinci ve ikinci kurala karşı gelmemek kaydı ile varlığını muhafaza etmekten sorumludur.
2035 yılına gelindiğinde robotlar artık gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmişlerdir. İnsanların robotlara olan güveni tamdır. Bir kişi hariç. Hafif paranoyak bir dedektif olan Del Spooner işlenen bir suçun robotlar tarafından yapıldığını düşünmektedir.
IMDB: 7,1 Turkcealtyazı.org: 7,7
25 yaşında asosyal bir bilgisayar dehası olan Benjamin, çevrimiçi aktiviteleriyle karizmatik hacker Max’in dikkatini çeker ve onun CLAY adlı hacker grubuna katılır. Gizli tuttukları kimlikleriyle CLAY öyle iyi işler ki, Alman Gizli Servisi ve Europol peşlerine düşer. Bunlar yetmiyormuş gibi karanlık bir hacker grubu da onları tehlikeli bir rakip olarak görecek ve peşlerine düşecektir.
IMDB: 7,6 Turkcealtyazı.org: 8
Sanal Korsan, ayrıca Track Down olarak da bilinen, ünlü bilgisayar korsanı Kevin Mitnick hakkında aynı isimli kitaptan uyarlanan bir filmdir.
IMDB: 6,3 Turkcealtyazı.org: 7,4
Mars gezegenine astronotların gönderildiği bir görevde, Mark Watney isimli astronot şiddetli bir fırtına sonrası öldü sanılarak ekibi tarafından terk edilir. Fakat Watney hayattadır ve kendisini Mars’ta yapayalnız bulur. Elindeki sınırlı olanaklarla, zekasını ve dayanıklılığını kullanarak dünyaya yaşadığına dair bir sinyal göndermeye çalışır. Milyonlarca mil uzakta NASA ve uluslararası bilim insanları durmaksızın bu ‘Marslı’nın eve dönmesi için uğraşırken, ekip arkadaşları da tehlikeli bir kararın eşiğine gelecektir…
Geçtiğimiz yılın en sevilen bilimkurgu kitaplarından biri olan Andy Weir imzalı The Martian, ülkemizde de yakın zamanda “Marslı” adıyla basılmıştı. Marsta mahsur kalan maharetli astronot Mark’ın günlüklerinden derlenen çetin bir hayat mücadelesini anlatan filmin başrolünde Matt Damon yer alırken kadroda kendisine Sean Bean, Kate Mara, Jessica Chastain, Jeff Daniels ve Michael Pena gibi isimler eşlik ediyor. Yönetmen koltuğunda ise türün sevilen yönetmeni Ridley Scott var.
IMDB: 8 Turkcealtyazı.org: 7,9
Nash, öğrencilik yıllarından itibaren hayaller görmeye başlar. Mezuniyetinden sonra, zamanla paranoid şizofreni olur; fakat hasta olduğunun farkına varamaz. Bir konferans sırasında aniden bir psikiyatristin karşısına çıkması ile olaylar zinciri değişir. Hastaneye yatar ve bu nedenle akademik çalışmalarından uzaklaşır.
Hastalığı kendi çocuğuna zarar vermesine neden olacak noktaya gelince eşi yeniden hastaneye gitmesi gerektiğini düşünür. Uzun süre hasta olduğunu kabul edemese de sürekli gördüğü kız çocuğunun hiç büyümediğini fark eder. Bu durum onun hastalığını kabul etmesini sağlar. Nash, yaşadığı hayali gerçekleri görmezden gelerek onlarla yaşamaya çalışacaktır. Gördüğü tedaviler etkili olmasa da eşi ve eski iş arkadaşlarının desteğiyle her şeye yeniden başlar. Kendi akıl hastalığını yine kendi aklı ile dizginleyerek akademik çalışmalarına yeniden hız verir. Tekrar üniversitede ders vermeye başlar. Sonunda gösterdiği sıradışı mücadeleyle şizofreni ile birlikte yaşamına devam eder. Ve tarih bu müthiş dehaya, akıl hastalığını yine aklıyla yenerek hayatının geri kalanını bilime adamasından ve hastalığının başlamasından evvel yaptığı buluşlardan dolayı Nobel Ekonomi Ödülünü armağan eder.
IMDB: 8,2 Turkcealtyazı.org: 8,8
Theodore Twombly hayatını, yakın gelecekte nadir bulunan bir şeye dönüşmüş olan el yazımı mektupları yazarak kazanmaktadır. Ve bu yıllarda insanların işlerini artık bilgisayar programları yerine getirmektedir. Theodore, karısından boşandıktan sonra bir apartman dairesinde tek başına yaşamaya başlar ve bir gün karşılaştığı bir teknoloji reklamıyla birlikte hayatı değişir. Kusursuz bir yapay zeka programı sunan yeni bir işletim sistemi, onu son derece çekici bir kadın olan Samantha ile tanıştırır. Sanal bir varlık olan ve sadece bir sesten ibaret olan Samantha, Theodore’u dünya ve hayat üzerine sorduğu sorularla birlikte bambaşka bir gerçeklikle tanıştırır. Ağır bir depresyonun içerisinde olan Theodore, yavaş yavaş hayatın keyifli yanlarını fark etmeye başlarken yapay zeka programıyla arasındaki ilişki de gitgide tuhaflaşır.
1999’da Being John Malkovich filmiyle Oscar adaylığı kazanan çok yönlü sinemacı Spike Jonze’un son uzun metrajlı filmi, yalnızlık ve yaratıcılık sıkıntısı çeken bir yazarın dram ve komediyle yoğrulan öyküsünü beyazperdeye taşıyor. Filmin başrolünde Joaquin Phoenix yer alırken, Scarlett Johansson da gizemli bilgisayar uygulamasına sesiyle hayat veriyor.
IMDB: 8 Turkcealtyazı.org: 7,6
Film, dehasının güçlerini kullanmayı öğrenen robot dahisi Hiro Hamada’yı, Hiro’ya bu konuda yardımcı olan muhteşem kardeşi Tadashi’yi, onlara çok benzeyen, macera bağımlısı olan arkadaşları GoGo Tamaga’yı, düzenli ve tatlı Wasabi No-Ginger’ı, kimya dehası Honey Lemon’ı ve fanatik Fred’in hikayesini anlatıyor. Süper Kahraman 6, kendini tehlikeli bir komplonun içinde bulunca en yakın arkadaşı olan Baymax isimli bir robotun yardımını istemek zorunda kalan robot dahisi Hiro Hamada’yı ve bir grup yüksek teknolojili kahramanının bu gizemi nasıl çözdüğünü anlatan aksiyonla karışık bir komedi macera filmi.
IMDB: 7,9 Turkcealtyazı.org: 8
Legolar evreninde geçen filmde, sıradan bir adam olan Emmet, beklemediği bir anda dünyayı kurtaran bir kahraman olma şansını yakalar. Legoların yaşadıkları dünya zorba ve kötücül bir lego tarafından tehdit edilmekte ve parçalarına ayrılmaktadır. Bu yıkımı durduracak kişi ise yanlışlıkla olağanüstü MasterBuilder ile karıştırılan Emmet’tir. Emmet bu talihsiz yanlış anlaşılmayı gidermek yerine kahraman olmayı seçer ve dört kişilik bir ekip kurar. Görevleri ise parçalarına ayrılan evrenlerini birleştirerek yapıştırmaktır.
IMDB: 7,8 Turkcealtyazı.org: 7,3
Henüz 24 yaşındaki Caleb, sadece Silikon Vadisi’nin değil dünyanın da en önemli teknoloji şirketinde yazılım uzmanı olarak çalışmaktadır. Şirketin gizemli CEO’su Nathan ise hem şirketten hem insanlardan uzakta, özel bir dağ evinde yaşamaktadır. Caleb, düzenlenen bir yarışmada, Nathan’ın dağ evinde 1 haftalık bir ‘ödül’ kazanır. Fakat içine çekileceği deneyden habersizdir. ‘Ava’ adında güzel bir robot kızın bedeninde, dünyanın ilk gerçek yapay zekası Caleb’i beklemektedir. Yönetmenliğini ve senaristliğini Alex Garland’ın üstlendiği bilimkurgu filminin başrollerinde Oscar Isaac, Domhnall Gleeson ve Alicia Vikander yer alıyor. Yılın en merakla beklenen filmlerinden Ex Machina, “insanlık sonrası fütüristik şok filmi” ve “vizyoner bir bilimkurgu” olarak şimdiden kült filmler arasına girdi.
IMDB: 7,7 Turkcealtyazı.org: 7,1
Dr. Ryan Stone zeki bir tıp mühendisidir ve emekliliğinden önce son görevine çıkan yetenekli ve deneyimli astronot Matt Kowalsky’nin yönetimindeki mekikte ilk uzay yolculuğuna çıkar. Herşey yolunda gibi görünürken rutin bir keşif yürüyüşü sırasında bir felaket yaşanır. Mekik çarpan bir cisim sonucu paramparça olur. İki bilim insanı uzay boşluğunda yapayalnız kalırlar. Yeryüzü ile iletişimleri tamamen kopmuştur ve sonsuz karanlıkla başbaşadırlar. Şimdi korkunun yerini panik alır, üstelik var olan sınırlı oksijenleri de gitgide tükenmektedir. İkili eve, dünyaya dönüş yolunu bulabilecek midir?
IMDB: 7,8 Turkcealtyazı.org: 7,7
Film, modern bilim ve teknoloji tarihini değiştiren İngiliz fizikçi ve teorisyen Stephen Hawking’in hayatını ve karısı Jane Hawking ile olan ilişkisini, üniversite döneminden itibaren ele alıyor. Stephen Hawking Cambridge Üniversitesi’nin dehasıyla dikkat çeken bir öğrencisiyken 1965 ve 1991 yılları arasında evli kalacağı Jane Wilde ile tanışır. İkisinin mutlu birlikteliği, Hawking’e henüz 21 yaşındayken teşhisi konulan hastalıkla başka bir boyut kazanır. Tüm olasılıklara meydan okuyan çift evlenip çocuk sahibi olurlar. Yıllar Hawking’in hastalığını daha da şiddetlendirir ve sonunda ilişkilerinin sınırlarını zorlayan bir noktaya sürükler.
IMDB: 7,7 Turkcealtyazı.org: 7,5
Steve Jobs üniversite öğrenimini yarıda bırakıp kendisini evlatlık edinen ailesinin yanına, Kalifornia’ya geri döner. Bu hamle sadece kendisinin değil, teknoloji dünyasının da talihine yön verecek önemli bir adımı doğurur. Jobs, ailenin garajında arkadaşı Steve Wozniak ile birlikte yürüttüğü çalışmalarla o dönemki adı Apple Computer olan teknoloji devini kurduğunda artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Başrolünde Ashton Kutcher’ın yer aldığı film, Apple’ın kurucusu olan ve 2011 yılında kanser nedeniyle hayatını kaybeden teknoloji ve endüstri dahisi Steve Jobs’un gençlik yıllarından başlayan hayat hikayesine odaklanıyor. Filmde Jobs’un özel hayatından kesitler, kendini motive ediş şekli, onu yönlendiren kişiler anlatılırken özellikle Jobs’un gençlik yıllarına odaklanılıyor. Jobs’un ilk başarılarını izleyeceğimiz filmde aynı zamanda düşüşlerini ve tekrar ayağa kalkışlarını izleyerek bu önemli mucidin mücadelesine tanık olacağız.
IMDB: 5,9 Turkcealtyazı.org: 6,2
Başarılı bir NASA atronotu olan Charles Farmer, bağlı bulunduğu bu kurumdan ve görevinden istifa etmesi için baskı görür. En büyük hayali uzaya yolculuk etmek olan bu idealist adam ailesinin çiftliğinin başına geçip yaşamını burada sürdürmek zorunda kalır. Ne var ki hayalleri peşini bırakmak bilmez. Çiftliğinde kendi uzay gemisini inşa etmeye koyulan Farmer bu projesinde başarılı adımlarla ilerler ve bu durum medyanın gündemine oturur. Ancak karşısına beklenmedik zorluklar çıkar; buna hükumetin ta kendisi de dahildir. Tutkulu adam hayalinden vazgeçmemeye kararlıdır.
IMDB: 6,3 Turkcealtyazı.org: 6,6
Gerçek bir öyküden filme aktarılan ‘October Sky – Ekim Düşü’ tüm erkek çocukların babaları gibi madenci olmalarının beklendiği bir kasabada, ailesinin onun için hazırladığı geleceğin dışına çıkmaya çalışan, büyük hayalleri olan bir gencin hikayesini anlatıyor. 50’li yıllarda Batı Virginia’nın Coalwood kasabasında maden kontrolörü olarak çalışan John Hickam’ın (Chris Cooper) en büyük isteği, oğulları Jim ve Hower’ın da kendi gibi kontrolör olmalarıdır. Fakat Jim bir futbol bursu kazanmıştır ve Hower’ın ise çok başka hayalleri vardır.
IMDB: 7,8 Turkcealtyazı.org: 8,2
Yeni Zelanda’da 25 yıl boyunca motorsikletinin hızını arttırmak üzerinde çalışan Burt Munro 1920’den itibaren bu tutkuyla yaşamış bir Hintlidir. Tek hayali motorsikletini Bonneville Salt Flats’e kadar götürüp ne kadar hız yaptığını görmektir. 1960’ların başında geçirdiği bir kalp krizi yaşamını tehdit eder. Bunun üzerine evini ipotek ettirir ve Los Angeles’a gider. Kendine eski bir araba alır ve Utah’a doğru yola koyulur. Yol üzerinde karşılaştığı insanlar, onun açık yürekli ve dostça tavırlarından çok etkilenirler. Öldüğünde efsaneleri ve rekorları ile anılan biriydi.
IMDB: 7,9 Turkcealtyazı.org: 8,1
Yıl 2045. Bir zamanlar cinayet oranında birinci sırada olan Washington şehri artık suç oranının en düşük olduğu şehir olmuştur. Bunun sebebi, polis teşkilatının cinayetleri işlenmeden önce tespit etme yeteneğine sahip “precog”lar kullanması ve böyle cinayet gerçekleşmeden önce müdahale ederek suçun önlemesidir.
Departmanın en önemli dedektifi olan John Anderton, kendi oğlu da yıllar önce cinayete kurban gittiği için kendisini katilleri suçu işlemeden önce yakalamaya adamıştır.
Rutin günlerden birinde, Anderton kendisinin katil zanlısı olarak görüldüğünü farkeder. İçinde bulunduğu sistemin kurbanı olduğunu anlar ve peşindeki polislerden kaçarak kendisine komplo düzenleyeni bulmak için harekete geçer.
IMDB: 7,7 Turkcealtyazı.org: 7,8
Eğer zamanda geriye gidip hayatınızı sonsuza kadar değiştiren bir olayı tersine çevirme şansınız olsaydı, bunu yapar mıydınız? Ve bu ne olurdu?
Polis memuru John Sullivan’ın (Jim Caviezel) başına gelen bir mucize ona gizemli geçmişinin kapılarını aralar.
John, 30 yıl önce ölen babası Frank ile iletişim kurabildiğini farkeder. Fakat geçmişi değiştirerek, annesinin, yani Frank’in karısının esrarengiz bir şekilde öldürülmesini de içeren bir seri gizemli ölüm zincirini tetikler.
Şimdi baba-oğul zamanla yarışarak kendileri için var olan gelecek tamamen yok olmadan önce bu olaya bir son vermelidirler.
IMDB: 7,3 Turkcealtyazı.org: 7,7
Amerika’nın en prestijli eğitim kurumlarından biri olan MIT’de okuyan Ben Campbell’in gözü daha da yükseklerdedir. Tek düşü Harvard Tıp Fakültesi’nde okumaktır. Okul parasını elde etmek için bursa başvurur, bir yandan da eğitimi için kenara para atar. Bir gün derste öğretmeni Micky Rosa’nın dikkatini çekince, onun 21 takımına girmeye hak kazanır. Altı kişilik öğrenci takımı kart sayımı konusunda uzmanlaştırılmıştır ve bu becerilerini kötüye kullanmaya başlamıilardır. Las Vegas’ın kumarhanelerinde milyonlar kazanmaya başlarlar. Ben Mezrich’in ‘Bringing Down the House’ kitabından uyarlanmış olan film romanın okuyucularını hayal kırıklığına uğratmamış.
IMDB: 6,8 Turkcealtyazı.org: 7,4
Film, Kip S. Thorne’nun evrende ‘” solucan deliklerinin ” gerçekten var olduğu ve bu sayede zamanda yolculuğun mümkün olabileceği teorisinden ilham alınarak yaratılmıştır.
Filmin hikayesi bir grup cesur kaşifin bu deliklerden birine gitmeye karar vermesi sonrasında gelişiyor. Bu bilinmeyen boyuta yapacakları yolculukta, birlikte kalabilmek için verdikleri mücadele her birini ayrı zorluklarla karşılaştırıyor.
IMDB: 8,5 Turkcealtyazı.org: 8,8
Ailesini aramaya vakit yaratmakta zorlanan işkolik bir avukat, sırları internet ortamına yayılan bir çift, bir sınıf arkadaşına internet üzerinden kabadayılık taslayan çocuğunu yola getirmeye çalışan emekli bir polis memuru ve kariyer peşinde koşan bir bir gazetecinin yetişkin sitelerindeki mücadelesi… Tüm bu karakterleri aynı noktada buluşturan tek şey ise çağımızın buluşu internet! Modern iletişimin yeni adı olan internet tüm köşeli halleriyle masaya yatırılırken birbirinden farklı bir grup insanın hayatı üzerinde yaptığı benzer etki vurgulanıyor.
IMDB: 7,6 Turkcealtyazı.org: 7,5
Billy ve Nick bir şirketin pazarlama departmanında çalışan ve dijital dünyanın yeniliklerine ayak uydurmakta zorlanan iki pazarlama elemanıdır. Nihayetinde beklenen olur ve işlerinden kovulurlar. İşsizlik sorunuyla baş etmeye çalışan ikili, bir plan yaparak medya devi Google’ın stajyerlik pozisyonlarına başvuruda bulunurlar. Mülakata ve eğitim programına yoğun bir başvuru olmaktadır ve başvurada bulunanların küçük bir kısmı, sadece bu konuda çok zeki olanlar kabul edilmektedir. Başvurada bulunanlarla karşı karşıya gelen ikili, eğitim programındaki herkesin yarı yaşlarındaki gençler olduğunu ve hepsinin alanında uzman olduğunu fark eder. Kendi farklarını ve tecrübelerini kanıtlamaya çalışırlar ve kıyasıya bir rekabet başlar. Dahası Billy ve Nick bu süreçte birbirleriyle de rekabet etmek zorunda kalır.
IMDB: 6,3 Turkcealtyazı.org: 6,6
Anka’nın Uyanışı, çaresizlik içinde kıvranan bir avuç insanın hayatta kalma mücadelesini anlatıyor.
Bir uçak kazasının ardından kendilerini Gobi Çölü’nde bulan kazazedelerin kurtarılma şansları yoktur. Tükenen kaynaklar, çöl hırsızlarının saldırıları ve acımasız doğa şartları karşısında elleri kolları bağlanan bu insanların, hayatta kalabilmek için tek ümitleri imkânsızı başarmaktır.
Omuz omuza verip bir enkazdan yeni bir uçak inşa etmeleri gerekir çünkü tek kaçış yolu gökyüzüdür.
IMDB: 6,1 Turkcealtyazı.org: 6,6
21. yüzyılda genetik mühendisliği çok gelişmiş ve bilimsel olarak kusursuz insanlar yaratılmaktadır. Özel pozisyonlar için yetiştirilen bu yeni süper insan ırkı yüzünden, normal yollardan dünyaya gelmiş insanlar işsiz kalmakta ve ikinci plana itilmektedir.
Onlardan biri olan astronot adayı Vincent, Gattaca şirketinde ancak temizlikçi olarak iş bulabilecekken, komadaki bir atletin kan örneklerini ve kimliğini alarak iyi bir pozisyonda işe girer.
Fakat şirkette işlenen bir cinayet, olayı araştıran dedektifin dikkatini Vincent’ın üzerinde yoğunlaştırmasına sebep olacaktır.
IMDB: 7,8 Turkcealtyazı.org: 7,6
Dünya gezegenini terk eden insanlar tarafından unutulduktan sonra, uzun yıllar boyunca yapayalnız yaşayan ve bu süre içinde programlandığı işle (çöp tasnifiyle) uğraşan robot WALL-E, günün birinde EVE adlı çok güzel bir arama robotuyla karşılaşır ve hayatı aniden yepyeni bir anlam kazanır.
WALL-E’nin elinde gezegenin geleceğinin anahtarının olduğunu keşfeden EVE, artık başka bir gezegende yaşayan ve dünyaya güvenlik içinde geri dönüş haberini heyecanla beklemekte olan insanlara bu bilgiyi rapor etmek için müthiş bir uzay yolculuğuna çıkar. Ancak WALL-E’ de boş durmamış, çok beğendiği EVE’in peşine takılarak onunla birlikte galaksiye açılmıştır. Beyazperdedeki gelmiş geçmiş en heyecan verici ve en yaratıcı komedi macerası böylece başlar.
Geleceğin daha önce hiç hayal edilmemiş vizyonlarını içeren bu filmde WALL-E’ye, aralarında bir hamamböceği ile bozuk robotlardan oluşan kahraman ruhlu bir topluluğun da yer aldığı birbirinden ilginç karakterler eşlik eder.
IMDB: 8,4 Turkcealtyazı.org: 8,6
Yetenekli iki genç mühendis, bir garajda yürüttükleri deneyler sırasında kazara müthiş bir keşifte bulunurlar. Üzerinde çalıştıkları proje, onları zamanda geriye doğru yolculuğa çıkarabilmektedir. Sonsuz merakları nedeniyle, yolculuk deneylerini birbirlerinden habersiz yürüten mühendislerin bu deneyi çok ciddi sorunlara yol açacaktır.
IMDB: 7 Turkcealtyazı.org: 5,5
Belirsiz bir gelecekte insanoğlu, dünyanın çoğunun sular altında kaldığı bir yeryüzünde yaşamaya çalışırken, teknolojinin nimetlerinden yararlanarak hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla yapay zekalı robotlar üretir.
David, madde ve mana olarak tam bir insan gibi donatılmış bir robottur. Sevmeye programlanmış olan ilk çocuk robot David, o sırada hasta olmasından dolayı tedavisi bulunana kadar çocukları dondurulmuş bir aile tarafından deneme süreci olarak evlat edinilir.
David, yaşadığı aile ortamında evlatlığın gerektirdiği sevgi ve bakımı kapsayarak giderek çiftin çocukları haline gelmesine rağmen, umulmadık olaylar Robot David için hayatı imkansız bir duruma sokar.
IMDB: 7,1 Turkcealtyazı.org: 7,8
Deli dolu bilimadamı Dr. Brown zamanda yolculuğu mümkün kılan bir araba geliştirir. Bu makineyi ilk kullanan genç Marty ufak bir zamanlama yanlışıyla gelecek yerine geçmişe gönderilir. Otuz yıl öncesine dönen Marty’nin burada yaptığı bir hamle, kendi kaderini ilginç bir noktaya sürükleyebilecek bir hataya sebebiyet verir. Artık Marty’nin yapması gereken tek şey kendi doğumunu bile engelleyecek bu hatayı bir şekilde düzeltmeye çalışmak olacaktır.
IMDB: 8,5 Turkcealtyazı.org: 8,8
Saygın bir yazılım şirketinde çalışan Thomas Anderson (Keanu Reeves), gecelerini “Neo” adı altında program kırarak ve Matrix’i araştırarak geçirir. Esrarengiz şekilde Trinity ve Morpheus ile tanışan Neo, yaşadığı dünyanın aslında beyninde gerçekleşen bir simulasyon olduğu gerçeğini öğrendikten sonra oradan kurtarılır ve Morpheus’un önderliğindeki ekibe katılır. Neo gerçek dünyada ilk nefesini aldıktan sonra simulasyona tekrar girerek Matrix’in ne olduğunu kavrayacak ve kurtarılma nedenini öğrenerek gelişen olaylar çerçevesinde yeni kimliğini tanımaya çalışacaktır.
IMDB: 8,7 Turkcealtyazı.org: 9
Dr. Will Caster, büyük buluşlar yapmış, şimdilerde ise bir önemli yapay zeka projesini yürüten bir bilimadamıdır ve bu nedenle teknoloji karşıtı birtakım radikal grupların tepkisini çekmektedir. Nihayetinde bu kişilerin istedikleri teknolojik yardımı yapmadığı için bir terörist grubun saldırısına uğrar ve cinayete kurban gider. Kendisi gibi bilim adamı olan eşi Evelyn, Will’in beynini gelişmiş bir süperbilgisayara entegre eder. Will’in bedeni ölmüştür ama beyni eşiyle yeniden iletişime geçer. Dahası Will, bağlı olduğu bilgisayardan internet aracılığı ile tüm dünyayı yaklaşan terörist tehlikeye karşı uyarmaya başlar. Fakat terörist grup Will’in hala hayatta olduğunu fark edince, super-bilgisayarı yok etmek için harekete geçerler.
IMDB: 6,3 Turkcealtyazı.org: 6,8
Raghuvaran, kendisini çok seven annesiyle birlikte yaşamakta olan bir mühendistir. Erkek kardeşi ve çok disiplinli bir kişi olan babası da ailesinin diğer bireyleridir. Başına buyruk şekilde yaşamayı çok seven Raghu, hoşuna gidecek bir iş bulmakta ve düzenli bir hayat sürmekte zorlanmaktadır. Diğer taraftan babası da sürekli olarak onu aşağılamakta, ve başarılı bir bilgisayar uzmanı olan kardeşiyle kıyaslamaktadır. Derken yakınlardaki bir evde oturmakta olan Shalini adında bir genç kız, Raghu’ya aşık olur. Ancak Raghu’nun hayatı bu gelişmeyle iyiye gitmek üzereyken, birden her şey alt üst olur. Çünkü hayatta kendisini en çok seven ve destekleyen kişi olan annesini bir şekilde hayal kırıklığına uğratmıştır. Bunu gören Raghu yıkılır, ve kendine inancını kaybeder.
IMDB: 7,8 Turkcealtyazı.org: 7,6
43. Einstein and Eddington(2008)
Einstein’in genel görelilik teorisinin evrimini ve Einstein’in fikirlerini anlayan ilk fizikçi İngiliz bilim adamı Sir Arthur Eddington arasında ki ilişkiyi anlatan belgesel filmdir.
IMDB: – Turkcealtyazı.org: 8
Hayatın her anını ihtimaller ve olasılıklar üzerinden yaptığı hesaplarla kestirebileceğini düşünen, sürekli hesaplar yapan bir adam ile onun Tanrı’yı kendi çabalarıyla bulmaya çalışan, merak eden küçük oğlu üzerinden ilerliyor hikaye. Fakat hayat karşısına bilimin ihtimallerinin dışında kalan acı bir gerçeklik sunuyor.
“Babanın hayatı çok mantıklı olabilir ama Tanrı’nın kurallarını çiğniyor.”
IMDB: 9,2 Turkcealtyazı.org: 8,7
Gençken Bill Gates ile Steve Jobs’ın arasındaki husumeti ve Apple-Microsoft olayının hikayesi anlatılmaktadır.
IMDB: 7,3 Turkcealtyazı.org: 7,3
]]>Giriş tamamlandıktan sonra mühendislik ve kitap ilişkisine geçelim. İlk paragrafta dediğim gibi kitap hayatın içinde olan bir şey. İnsan onunla ruhsal ve zihinsel eksiklerini giderebiliyor. Şimdi burada bir ara paragraf açmak isterim. Ben kitap olarak belirtiğim durum film, müzik, resim vb. araçlar ile de gerçekleştirilebilir. Bu kişiyle ilişkili olarak değişebilir. Düşüncelerimi böyle ifade ettiğimde arkadaşlarım “film bak onunla da oluyor” diyorlar. Ben de her seferinde olur tabi ki ama hangi tür filmler ile olacak dediğimde -ki kimse sevmez böyle arkadaşı- gidip Abbas mı izleyeceğiz diyorlar.(Abbas Kiyarüstemi). Böyle devam ediyor tartışmalar neyse ki ortak filmler bulabiliyoruz. -Tabi burada belirtmek isterim hepsine bir Abbas izletmişliğim var :)- Bu yazının düzenlenmesini üstlenen ben Abbas izleyen bir üniversite öğrencisinin yorumunu eklemeden geçemiyorum: “hayatımın en uzun 90 dakikasıydı.”
İlk iki paragrafı biraz lakırdı ile geçirdik. Asıl konumuza gelelim. Abbas iyidir adamdır izleyin. Neyse tekrar dönelim :). Burada listelediğimiz çeşitli kitaplar var. Bunlar başlıkta da belirtiğimiz gibi dikkat çekebilecek kitaplar. Belki birçoğunu okumuşsunuzdur. Belki daha fazlasını okumuşsunuzdur.-Bu durumda benimle paylaşırsanız çok sevinirim.-Kitap seçerken kendimi tutamadım ve bu iş için ne kadar felsefe varsa koymaya başladım. Tabi arkadaşlar “hop dedi ne yapıyon başlığa bak koyduklarına bak” demelerine aldırmayarak birkaç kitap koydum. Tabi bir önceki paragrafta belirtiğim gibi bunlar dikkat çekebilecek kitaplar. Bunlar dışında bir araba kitap bulunabileceğine inanıyorum.
Kitapları seçerken.. örnek ile devam edelim. Tübitak’tan birkaç kitap koyduk. Fakat Tübitak’ın birçok kitabı gerçekten çok güzel. Bir de fiyat politikasını her zaman takdir ettiğim bir yayınevidir. Bir de çok güzel çocuk kitapları var. Bu zamana kadar alamadım. Çocuğu bekliyorum gelsin bir alıp hepsini ilk ben okuyacağım :). Diğer taraftan Alfa, Domingo, Say, NTV gibi yayınevlerinin bilim içerikli çok kaliteli eserleri de bulunuyor.
Kaç paragraftır kitapları seçerken ne yapmak istediğimi anlatamadım. Ayrıca da cümleleri çok uzattım. Neredeyse bir sayfaya ulaştım. Konuya girelim. Kitaplar ilk olarak hackerlik üzerine okumayı seveceğiniz birkaç kitap sıraladık. Ardından Big Bang, Kuantum ve evren üzerine, biraz daha güncel olan Google ve Steve Jobs konulu ve bilim tarihi üzerine birkaç kitap seçtik. Bunların dışında biraz bilimsel bilginin eleştirisi mahiyetinde birkaç kült-bu kelimeyi hep sevmişimdir- eser listeye ekledik. Kitaplar hakkında temel bilgiyi ise tanıtım yazılarından alıntı yapmakla yetindik.
Son paragraf olarak da bu kitaplar bir çerçeve değil ana tabloda sadece birkaç noktadır. Bu kitaplar dışında sıralanacak birçok kitap da bulunmaktadır. Bizim burada belirttiklerimizin dışında sizin de büyük bilim tablosuna anlamak için dikkati çekebilecek kitapları paylaşırsanız çok müteşekkir oluruz.
Kitap listemizin ilklerinde ilk bilgisayar korsanlarından Kevin D. Mitnick kitapları yer almaktadır. Kitap içeriğine geçmeden önce Kevin D. Mitnick ile ilgili vikipedi bilgisini aktaralım:
“Kevin David Mitnick(d. 6 Ağustos, 1963), ilk bilgisayar korsanlarından olup en meşhurudur. 15 Şubat 1995’te FBI tarafından yakalanmıştır. Fujitsu, Motorola, Nokia ve Sun Microsystems gibi şirketlerin bilgisayar ağlarına izinsiz girmekten suçlu bulunarak 5 yıl hapis cezası almıştır. Cezası 21 Ocak 2000’de, bilgisayarlara yaklaşma yasağı 21 Ocak 2003’te bitmiştir. Günümüzde, beyaz şapkalı bir bilgisayar korsanı olarak güvenlik danışmanlığı yapmakta ve dünya çapında kongrelere katılmaktadır.
Mitnick, fotoğrafı FBI’in “En Çok Arananlar” listesinde yer alan ilk hacker olarak kayıtlara geçti ve neredeyse listeden hiç eksik olmadı. “İflah olmaz bir suçlu” olan çocuk ruhlu Mitnick “Sanal Dünya’nın Kayıp Çocuğu” olarak da tanındı.”
“Antivirüs yazılımları, yazılım ve donanım temelli güvenlik sistemleri, kameralar, manyetik kartlar vs… bunların hiçbiri, devletlerin, şirketlerin ve şahısların bilgi güvenliğini garanti edemiyor.
Bilgisayar korsanlığı (hacker’lık) suçundan hapse giren, dünyanın ilk dijital suçlusu Kevin Mitnick, bilgi güvenliği konusuna artık diğer cepheden bakıyor: Dünyanın en pahalı güvenlik sistemlerinin basit birkaç telefon konuşmasıyla ve bilgisayar klavyesine bile el sürmeden nasıl alt edilebileceğini gösteriyor; bilgi güvenliği sürecinin iyileştirilmesi için alınması gereken önlemleri sıralıyor. Bu, bir sihirbazın göz yanılsaması oyunları değil, tescilli bir toplum mühendisinin tecrübelere dayanan tavsiyeleri.
Elektronik posta kullanıyorsanız, internete giriyorsanız, bilgisayar aracılığıyla alışveriş ya da bankacılık işlemleri yapıyor ya da herhangi bir şekilde bilgisayar ağları üzerinde kişisel bilgilerinizi tutuyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Şirketinizin yeni geliştirdiği ürünler hakkındaki bilgileri rakiplerinizin, sizin ruhunuz bile duymadan ele geçirmelerini istemiyorsanız; ya da milyonlarca müşterinin kimlik ve hesap bilgilerini tutan bir finans kuruluşunda çalışıyorsanız, kesinlikle toplum mühendisliğinin ne olduğunu ve nasıl zararlar verebileceğini bilmelisiniz.
Aldanmamak için aldatma sanatının inceliklerini öğrenmelisiniz…
Unutmadan; bankalardan ya da resmî kurumlardan geliyormuş gibi görünen ve sizden, kişisel bilgilerinizi, banka hesap bilgilerinizi ve şifrelerinizi “güncellemenizi” isteyen e-posta iletilerine, bu kitabı okumadan sakın itibar etmeyin! Çünkü bu tür dolandırıcılık teşebbüslerinin foyası bu kitapta meydana çıkarılıyor…”
“Rahat koltuğunuzda otururken, bilgisayar suçlarının engel tanımaz dünyasına gireceksiniz. Mitnick bize, her biri gerçek bir bilgisayar korsanıyla gerçek bir saldırı hakkında yapılmış on çarpıcı bölüm sunuyor. Bilgi güvenliğine ilgi duyan herkesin okuması gereken bir kitap.”
– Tom Parker, Global InterSec LLC Bilgisayar Güvenlik Analisti ve kurucusu
“Bu yasadışı eylemlere harcanan olağanüstü zekâyı düşününce hayrete düşmemek elde değil. Bir de bu dahiler becerilerini iyi işler için kullansalar, neler yapabilirlerdi hayal edin. İster eğlence, isterse eğitim için olsun, bu kitabı tavsiye ediyorum.”
– About.com
“Nihayet birisi bilgi güvenliği ihlallerinin gerçek sebeplerine eğiliyor – aptal insanlar . . . Mitnick . . . ‘toplum mühendisliği’ işinin usta numaralarını ortaya koyuyor ve bunları nasıl savuşturabileceğimizi gösteriyor.”
– Stephen Manes, Forbes
“Bir yetenek gösterisi; eski usul yaltaklanmalar ve ileri teknoloji becerileri sayesinde herkesten her türlü bilginin nasıl sızdırılabileceğine dair öyküler dizisi. Eğlence bakımından, bir düzine polisiye hikâyenin dönüm noktalarını birbiri ardına okumak gibi.”
– Publishers Weekly
“Kevin Mitnick gelmiş geçmiş yakalaması en zor hackerdı. Dünyanın en büyük şirketlerindeki ağlara ve bilgisayarlara ulaştı – ve yetkililer ne kadar hızlı olursa olsun, Mitnick hep daha hızlıydı. Telefon santrallerinde, bilgisayar sistemlerinde ve cep telefonu ağlarında koşturup durdu. Durdurulamaz olarak görülüyor, her zaman üç adım ilerde gidiyor ve yıllarca sanal âlemi boydan boya kat ediyordu.
İmkânsızı başarmak için duyduğu açlıkla, Mitnick güvenlik sistemlerini aştı ve Motorola dâhil dünyanın en büyük teknoloji şirketlerine kök söktürdü. Ancak FBI çevresini sardıkça, kaçmaya başladı. İçinde bulunduğu sofistike kedi-fare oyunu onu farklı kimliklere, şehirlere ve kıl payı kurtulacağı maceralara sürükledi – en sonunda onu ne pahasına olursa olsun durdurmaya yemin etmiş Federallerle karşılaşacaktı.
Kablolardaki Hayalet, gerilim, heyecan ve inanılmaz bir kaçışın gerçek hikâyesini anlatıyor; yaratıcılığı, yetenekleri ve azmi peşindeki yetkililere işlerini sorgulatacak bir vizyonerin portresini sunuyor. Etkileri halen daha süren, bilgisayar güvenlik endüstrisinde köklü değişikliklere sebebiyet veren bir yaşam.”
“Mitnick bilgisayar kodlarını kırmayı banka soygunları kadar ilgi çekici bir şekilde anlatıyor.” NPR
“Son derece akıcı bir kitap… Mitnick hack maceralarını ve FBI’yla oynadığı kedi fare oyununu detaylarıyla anlatıyor.” Very Short List
“Kablolardaki Hayalet Mitnick’in FBI’ın en çok aradığı hackerken kaçak olarak yaşadığı yılları anlatan merak uyandırıcı bir hikâye. Mitnick’in hayatı, herhangi bir Hollywood filmi kadar heyecan verici.”Jeff Eastin
“Steven Levy bu klasikleşmiş kitabının 25. yıl baskısında, bilgisayar devriminin ilk hackerlarının, 1950’lerin sonundan 1980’lerin başına kadar geçen süreçte risk alan, kuralları çiğneyen ve dünyayı yeni ve radikal bir yöne doğru iten bu zeki ve eksantrik şahsiyetlerin izini sürüyor. Bill Gates, Mark Zuckerberg, Richard Stallman ve Steve Wozniak gibi ustalardan edindiği güncel bilgilerle zenginleşen “Hackerlar” kitabı bize ellili yılların bilgisayar araştırma laboratuvarlarından başlayıp, bugünün ilk ev tipi bilgisayarlarına kadar uzanan büyüleyici bir hikâye sunuyor.
Levy, bilgisayar mühendisliği sorunlarına zekice ve alışılmışın dışında çözümler geliştiren bu hayal gücü kuvvetli ve üstün zekâlıların profilini çıkarıyor. Günümüzde de varlığı hâlâ süregelen ve Hackerların Ahlâk Sistemi olarak bilinen ortak değerleri paylaşıyorlar. “Hackerlar” hantal, kartlı bilgisayarlara erişebilmek için türlü numaralar çeken MIT öğrencilerinden, Altair ve Apple II bilgisayarlarını yaratan Kendi Başına Yap (Do-It-Yourself) kültürüne kadar uzanan, günümüz dijital dünyası üzerinde parlak bir iz bırakan yakın tarihin çığır açıcı dönemini inceliyor.”
TÜRKİYE’NİN İLK BİLGİSAYAR KORSANI TAMER ŞAHİN’İN ANILARI: “HACKER’IN AKLI”
Pek başarılı sayılamayacak bir lise öğrencisiyken, Türkiye’de henüz yaygınlaşmadığı ve “her eve girmediği” yıllarda bilgisayar denilen mucizevi aygıta merak sararak kısa sürede “uzman bir hacker” haline gelen Tamer Şahin’in kendi anlatımından, yaşam öyküsü ve şaşırtıcı serüvenleri…
Girilemez ve dokunulamaz denilen sistemlere imzasını atan, Bill Gates’e pabucunu ters giydiren, Okan Bayülgen’e “Girmediğin delik kalmamış be abi!” dedirten Şahin, Rus gizli servisi dosyalarından lüks plazalardaki görüşmelere; MİT, JİTEM ve KGB’nin kendisine yönelik yoğun ilgisinden zengin iş adamlarından gelen tehlikeli isteklere kadar, son derece zengin ve renkli bir serüven yelpazesi açıyor okurlarına. Bilgisayarların ve internetin karmaşık dünyasının derinliklerine dalan, akıcı bir anlatıma sahip, son derece rahat okunan bir kitap “Hacker’ın Aklı”.
• Dünyanın en iyi korunan nükleer tesisi, hiç kimse farkına varmadan nasıl sabote edilir?
• Milyon dolarlık şirketler neden en gizli kayıtlarını halen kâğıt ortamında tutuyor?
• Dünya çapında işlem yapan borsa ve foreks piyasaları hangi yazılımlarla manipüle ediliyor?
• İnternetin derinliklerinde aslında neler gizli?
• Her gün kullandığınız, bağımlısı olduğunuz internet hizmetleri neden bedava?
• Telefonunuza yeni indirdiğiniz oyun neden telefon rehberinize erişmek ister?
• Sanal para ve online oyunlar para aklamada nasıl kullanılır?
• Önümüzdeki günler, hackerların ve kötü amaçlı yazılımların çağı mı olacak?
Geleceğin Suçları, içinde bulunduğumuz dijital çağda bilgisayar teknolojileri nedeniyle ortaya çıkan yeni suç türleri üzerine bir kitap: Siber saldırılar, bilgisayar virüsleri, hackerlar, kötü amaçlı yazılımlar, uluslararası dijital suçlar… Henüz yayımlanmadan en iyi teknoloji, siber güvenlik ve fütürizm kitabı seçilen ve tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından okunan Geleceğin Suçları, bugünün ve geleceğin dünyasındaki en ilginç siber suçların nasıl organize edildiğini ve bu suçların nasıl engellenebileceğini ele alıyor. Teknolojinin karanlık yönünü keşfetmek ve anlamak isteyenler için.
“Geleceğin Suçları, bilgi çağında muhteşem bir risk analizi. Harika bir araştırma. Âdeta bir roman…”
— Harvard Business Review
“Bu kitap bağımlılık yapıyor. Hayal bile edilemeyecek siber suç örneklerini bir dedektif misali araştıran Marc Goodman, müthiş bir iş çıkarmış.”
— The Washington Post
“Teknolojinin karanlık tarafına bir gezi rehberi.”
— New Scientist
“Geleceğin Suçları güvenlik güçleri, üst düzey yöneticiler ve teknolojiyi yoğun olarak kullanan herkes için bir başucu kitabı.”
— Khoo Boon Hui, Eski Interpol Başkanı
Dünya ekonomisinin belkemiği haline gelen, internet trafiğinin �’sini yöneten bir şirket düşünün.
2013 yılında 53 milyar dolar ciro yaparken, merkez kampüsün bahçesini düzenlemek için çim biçme makinesi almak yerine 200 keçiyi işe alan bir şirket…
Bir yandan rengarenk ofisleri ile üretkenliği tepe noktasına çıkarmayı hedeflerken diğer yandan robot teknolojisi ve mobil cihazlar üzerinden dünyayı değiştirmeye aday bir şirket…
O şirket, Google.
Peki dünyanın en hızlı büyüyen, en çok beğenilen, en çok konuşulan şirketi Google, nasıl yönetiliyor?
Google’ın iki tepe yöneticisi -İcra Kurlu Başkanı Eric Schmidt ve Ürünlerden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Jonathan Rosenberg- tarafından yazılan ve tüm dünyada çok satan listelerini alt üst eden bu kitap, Google’ın oluşturduğu değerler ve şirket kültürü ile dünya lideri bir kuruma dönüşmesinin hikâyesi.
Strateji, yetenek yönetimi, karar mekanizmaları, iletişim, inovasyon gibi konularda yepyeni yaklaşımlar sunan Google Nasıl Yönetiliyor?, birçok örnek olayla dünya devi bir şirketin nasıl yönetildiğinin ipuçlarını sunuyor.
Yönetim ve pazarlama alanındaki son eğilimleri takip eden, şirketini nasıl büyütebileceğini ve güçlendirebileceğini düşünen, kendi işini kurmayı düşleyen ve kariyer basamaklarını tırmanmak isteyen ve ekip çalışmasına inanan, alanının en iyileri ile beraber gelişmek isteyen herkes için, Google’ın en üst iki yöneticisinin kaleminden, tam bir başucu kitabı.
“İlham dolu bir geleceği bizimle tanıştıracak bir şirket oluşturmak için enerji dolu ve heyecan verici bir başlangıç.” – Publishers Weekly
“Eric Schmidt ve Jonathan Rosenberg, bir şirketin nasıl olup da müthiş yenilikçi, eşsiz bir kültür oluşturduğunu ortaya koymak için perdeleri açıyor!” – Fortune
Dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü CEO’larından Steve Jobs hakkında bir sürü kitap yazıldı.
Ama bu kitap hepsinden farklı.
Steve Jobs hakkında efsaneler ve klişeler dilden dile dolaşıyor…
Huysuz, bencil hatta küstah, hırslı ve kindar bir adam.
Peki böyle bir adam, nasıl oldu da vizyoner bir lidere dönüşüp milyarlarca insanın hayatını değiştirecek ürün ve hizmetleri geliştiren ekipleri yönetebildi?
Steve Jobs’ın “uzaktan” fark edilemeyen özellikleri neydi?
Mesela iflah olmaz bir sanatkâr, deli divane bir âşık, çaresiz bir kanser hastası ve çalışkan bir dâhi olarak tanımlanamaz mıydı Steve Jobs?
Organik bahçecilik yapan, astronot olmak için NASA’ya başvuran, Pixar gibi bir şirketi bugünlere getiren, Apple’ı yeniden ayağa kaldıran kişi Steve Jobs değil miydi?
Steve Jobs Olmak, bir başarı hikâyesi değil, bir büyüme hikâyesi…
Steve Jobs Olmak, yıllarca Steve Jobs ile beraber çalışmış Tim Cook, Jony Ive, Eddy Cue, Ed Catmull, John Lasseter, Robert Iger gibi insanların anılarının, Apple, Pixar ve Disney’den üst düzey yöneticilerle yapılan görüşmelerin ve 25 yıl içinde bizzat Steve Jobs ile yapılmış yüzlerce saatlik “kayıt dışı” sohbetlerin, ailesi ve eşinin birebir katkılarının eseri…
Steve Jobs Olmak, gün geçtikçe daha sabırlı bir tutum sergileyen, yakın çevresine güvenmeyi öğrenen ve sadece devrim yaratacak ürünleri hedef almak yerine şirketini adım adım büyütmenin önemini keşfeden bir dâhinin hayat hikâyesi.
“Steve Jobs Olmak inanılmaz bir kitap. Steve ile 25 yıldan fazla beraber çalışmış biri olarak, bu kitabın gerçekten olağanüstü bir insanın olgunlaşmasını ve karakter özelliklerini en doğru şekilde yansıttığını düşünüyorum. Umarım Steve Jobs Olmak, son kaynak olarak kabul edilir.” – Ed Catmull, Disney Animation ve Pixar başkanı
“Sonunda Steve Jobs ile hakkında dünyanın hak ettiği bir kitap. Zekice, doğru, bilgi dolu ve kimi zaman derinden yaralayıcı… Steve Jobs Olmak, çok uzun yıllar boyunca en önemli referans kaynağı olacak.” – John Gruber, Daring Fireball
“Neden Avrupalılar Amerika’yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa’yı keşfetmedi?” Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000’den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik’te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının bulunuşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor… Biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, “Batılı” koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.”
“Cliff Conner’ın Halkın Bilim Tarihi, bilim tarihine fikir tazeleyen, keyifli, yeni bir bakış sunuyor. Böyle bir eserle daha önce hiç karşılaşmadım; bu kitap tarihe seçkinci önyargılardan arınmış bir bakış açısıyla yaklaşıyor ve yaratıcı bir üslupla sıradan insanların, çalışan insanların bilimin gelişiminde oynadığı rolü anlatıyor. Yeni tarihsel verileri, bizleri şaşırtarak, gelenekselliğin saraylarında bir heyecan dalgası yaratarak sunuyor.”
Howard Zinn
Kepimiz okul kitaplarından öğrendiğimiz bilim tarihine aşinayız: Galileo’nun dünyanın evrenin merkezi olmadığını kanıtlamak için teleskopu nasıl kullandığını. Nevvton’un ağaçtan düşen elma sayesinde yer çekiminini nasıl keşfettiğini, Einstein’ın basit bir denklemle zaman ve uzamın gizemlerini nasıl çözdüğünü biliyoruz. Bu geleneksel cesaret öyküsü, Büyük Fikirleri olan birkaç Büyük Adamı tüm insanlığın karşısında öne çıkarır ve bilimi tamamıyla bunlara borçlu olduğumuzu salıklar.
Oysa Bilim her zaman kolektif bir çabanın ürünü olmuştur. Halkın Bilim Tarihinde ise dikkatler, sonunda, avcı-top-layıcılara, köylü çiftçilere, denizcilere, madencilere, demircilere, halk şifacılarına ve günlük yaşam mücadelesinde var olma çabası içerisinde sürekli doğa ile yüzleşen sıradan insanlara yönelmiştir. Tıp bilimi, okuryazar olmayan antik çağ insanının bitkilerin iyileştirici özelliklerini keşfetmesiyle başlamıştır. Kimya ve metalürji antik çağlarda yaşamış madencilerin, demircilerin ve çömlekçilerin çalışmalarıyla ortaya çıkmış; jeoloji ve arkeoloji de yine madenlerde doğmuştur. Matematik varoluşunu ve, büyük ölçüde, gelişimini binlerce yıl boyunca arazi etütçülerine, tüccarlara, muhasebecilere ve tamircilere borçlu olmuştur. Bilimsel Devrime damgasını vuran ampirik (deneysel) yöntem de, bu yöntemin faydalandığı çok sayıdaki bilimsel veriler de Avrupalı zanaatkarların atölyelerinden doğmuştur.
“Çoğu kez, bilgisayarın, robotların, uzay gemilerinin ve daha birçok yeniliğin insanların beklentilerini fazlasıyla aşan büyük teknolojik ilerlemeleri olası kılacağı iddia edilir. Ün kazanma veya itibar sağlama amacıyla bu tür iddiaların sık sık kullanıldığına rastlansa bile bu tür eğilimlerin yansıttığı bir şey daha vardır: İnsanlar, teknolojinin yararına teknolojik olabilirlikle oyun oynamaktan büyük haz alırlar.” Teknolojinin Evrimi öne sürdüğü teknoloji tarihi kuramına kültür eksenini temel alarak açıklık getirirken, popüler bilim kitapları arasında da seçkin bir yer ediniyor.”
60 yıllık mesaisini günde 16 saat Bilimler Tarihine ayıran, Müslümanların 800 yıllık gizli kalmış çalışmalarını ortaya çıkaran, 27 dil bilen ve tüm bunlara rağmen 1960 darbesinde147’likler arasında üniversitesinden uzaklaştırılan, İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi’nin kurucusu Prof. Dr. Fuat Sezgin, hayatını, çalışmalarını, eserlerini ve Bilimler Tarihine ilişkin önemli tespitlerini anlatıyor.
• Müslüman bilim adamlarının dünya bilim tarihine katkıları nelerdir?
• Amerika’yı Kristof Kolomb’tan önce kimler keşfetti?
• Dünyanın gerçeğe çok yakın ilk haritası kimlerin eseri?
• İbn-i Sina’nın hangi eseri Aristo’nun adıyla yayınlandı?
• Müslüman bilginler saniyeyi nasıl keşfettiler?
İslam Uygarlığının Tanınmayan Büyük Çağını Keşfedin…
Prof.Dr. Fuat Sezgin uzun yıllar süren çalışmaları sonucu ortaya koyduğu bu eserle, İslam dünyasının bilim ve teknoloji alanlarında insanlığın gelişmesine yaptığı katkıları incelemekte, bilim tarihi için yeni bir bakış açısına kapı aralamaktadır. Dünya bilim tarihinde İslam biliminin oynadığı rolü çeşitli örneklerle ele alan bu eser, Batı merkezli bilim anlayışına bir alternatif niteliği taşımakla birlikte, İslam dünyası için de bilim alanındaki büyük başarılarını hatırlatan bir kaynak oluşturmaktadır.
Prof.Dr.Fuat Sezgin, bilim ve teknolojide Müslümanların insanlık kültür mirasına yaptıkları önemli katkıları gözler önüne sererken, Mimarlık, Savaş Tekniği, Tıp, Denizcilik, Kimya, Coğrafya, Geometri, Fizik ve Astronomi gibi alanlarda İslam Dünyası’ndaki gelişmelerin on asırlık tarihini titizlikle inceleniyor. Renkli görsellerle desteklenen, Avrupa merkezci ve oryantalist olmayan bir gözle kültür tarihimize yeniden bakmak isteyenler için kaçırılmayacak prestij bir kitap…
Saklı kalmış geçmişimize bilimsel bilgilerle dopdolu bir yolculuk…
Bilimler historiyografsında inatçı bir şekilde tutuyan, İslam kültür çevresinin bilimler tarihindeki yaklaşık 800 yıllık yaratıcı dönemini görmezden gelen ve böylelikle de modern insanın temel bilim tarihi bakış açısını daha okul kitaplarından başlayarak perçinleyen ele alış tarzı hakimdir. Bu yargı sadece Batı dünyası için değil, aynı zamanda en geniş anlamda, okul kitaplarının Amerikan ya da Avrupalı örneklerine göre şekillendirildiği, günümüz İslam kültür bölgesi için de geçerlidir.
Ümit ederiz ki bu çalışmayla okurlar, “bilimler tarihinin bütünlüğü” düşüncesine ulaşırlar. BU düşüncenin ifadesi şudur: İslam dünyası, geç antik dönem ile Avrupa yakın çağı arasındaki devirde, gelişime en müsait ve etkisi en güçlü kültür sahasıdır ve de eski dünya ile oluşmaya namzet Avrupa arasıdaki yegane gerçek bağdır.
Ve yine ümid ederiz ki bu eser 800 yıl boyunca İslam kültür çevresinde gerçekleştirilmiş olan başarılara yönelik küçümseyici yaygın kanaati değiştirecektir.
“1200 yılı dolaylarında Hasankeyf Artukluları döneminde yaşamış olan Cezeri, elliden fazla dahice makine ve aracın teknolojik tasarımlarını yapmış ve bu makineleri teorik planda bırakmayıp üretmiş ve çalıştırmıştır. Bunların 50 tanesini de Artuklu Sultanı Nasuriddin Mahmud’un isteği üzerine ünlü eserinde açıklamıştır. Bu eserinde Cezeri’nin alçak gönüllü, gülümseyen mizahi üslubuyla ve birçoğu sanat eseri olan göz kamaştırıcı rengarenk resimleriyle karşılaşıyoruz.
Elinizdeki bu kitap ise, Cezeri’nin eserinin çevirisi ve çizdiği resimlerin yanı sıra, makinelerinin tam olarak anlaşılmasına yönelik, geriye bir eksik bırakmayacak şekilde modern çizim ve hesaplarla desteklenmiş olan geniş bir açıklama olarak hazırlanmıştır.
Bu kitabı okurken, Cezeri’nin araç ve makinelerinin ileri bir mühendislik kavrayışının ve yüzlerce belki de binlerce deneyin ürünü olduğunu anlayabileceksiniz. Buna rağmen kitap yalnızca mühendislere hitap eder şekilde yazılmadığı, anlaşılır teknik açıklamalar bulunduğu için ister teori ister uygulama sahasında olsun resimler, kolayca anlaşılabilir şekiller ve hesaplar arasında sıkılmadan gezintiye çıkabileceksiniz. Cezeri bu makineleri gerçekten üretmiş, bütün fonksiyonlarıyla iş görür halde çalıştırmış, üstelik bu çalışmaları sırasında çok sayıda buluşlar yapmış ve mekanik sistemler geliştirmiştir. Siz de Cezeri’nin parlak dehasının birer ürünü olan bu buluşların önemli bir kısmının modern çağlarda birçok mekanik aracın atası olduğuna tanık olacaksınız.
Ortaçağ’da Mezopotamya’nın aydınlığından günümüze uzanan bu mühendislik harikası eser üzerine 100 yılı aşkın bir süredir yapılmış tüm çalışmalardan sonra bu kitapla Cezeri’nin makineleri ve mühendisliği hakkında incelenmeye muhtaç en ufak bir nokta kalmamıştır.”
“6 Ocak 1896-16 Temmuz 1969 yılları arasında yaşayan Vecihi Hürkuş, Türkiye’nin havacılık tarihinde önemli bir ad. Hiçbir devrin ve hiçbir kimsenin adamı olmayan Vecihi Hürkuş, üstün yetenekli bir pilot, başarılı bir uçak mühendisi, havacılığa âşık bir idareci olarak yaşadı. Kurtuluş Savaşı’na katılmış, Türkiye’nin hem bağımsızlık savaşında hem sivil havacılık tarihinde yer almış Vecihi Hürkuş’un anıları, tarih kitaplarında rastlanamayan gerçekleri de gün ışığına çıkarıyor.”
Harvard Üniversitesi’nde fizik ve matematik dersleri veren, Amerikan ABC televizyonunda bilim editörü olarak görev yapan Michael Guillen, Dünyayı Değiştiren Beş Denklem’de, günlük hayatımızı kalıcı bir biçimde değiştiren beş denklemin hem matematiğini hem de öyküsünü anlatıyor. Bu denklemlerin öyküleri bir yandan beş büyük bilim adamının portresini çizerken bir yandan da okuyucuya 17. yüzyıldan günümüze değin bilimin ve bilim-insan ilişkisinin kesintisiz bir tarihsel kaydını sunuyor. Çok soyut gibi görünseler de, etkileri son derece somut olan bu beş denklem, aslında bilimin o meşhur elmadan kötü şöhretli atom bombasına doğru çıktığı yolculuğun beş önemli kilometre taşı…
1. Isaac Newton ve Evrensel Kütleçekimi Yasası
2. Daniel Bernoulli ve Hidrodinamik Basınç Yasası
3. Michael Faraday ve Elektromanyetik İndükleme Yasası
4. Rudolf Clausius ve Termodinamiğin İkinci Yasası
5. Albert Einstein ve Özel Görelilik Teorisi
Zamanın Kısa Tarihi 1988 yılındaki ilk basımından bu yana geçen yıllar içerisinde bilimsel yazın alanında bir başyapıt konumu kazandı. Kırk dile çevrildi ve dokuz milyonun üzerinde baskı yaparak dev bir uluslararası ün kazandı. Kitap o dönemde evrenin doğası hakkında öğrendiğimiz en son bilgiler göz önüne alınarak yazılmıştı, öte yandan o günden bu güne hem atom-altı dünyanın hem de büyük ölçekte evrenin gözlem teknolojilerinde olağanüstü ilerlemeler yaşandı. Bu yeni gözlemler Profesör Hawking’in kitabın ilk baskısında yaptığı kuramsal öngörülerin çoğunu doğrulayan nitelikteydi. Bu gözlemlere, evrenin başlangıcından 300.000 yıl sonrasını araştıran ve Hawking’in varlığını ileri sürdüğü uzayzaman dokusundaki kırışıklıkları tespit eden Kozmik Ardalan Kâşifi COBE uydusunun son bulguları da dahildir.
Kaleme aldığı özgün metne kendisinin son araştırmasından ve en son gözlemlerden edindiğimiz yeni bilgileri katma arzusuyla Hawking, kitabının elinizdeki son baskısı için yeni bir önsöz yazmakla kalmadı, aynı zamanda solucan delikleri ve zaman yolculuğuyla ilgili çok etkileyici yepyeni bir bölüm kaleme alarak kitabını güncelledi.
“Canlı ve kışkırtıcı.. Hawking doğal bir öğretmen yeteneğine sahip: kolay anlaşılır yazıyor, mizah katıyor ve günlük yaşamdan örnekler veriyor.” -The New York Times
“Tekerlekli sandalyede oturmasına karşın Hawking’in zihni uzayın sonsuzluğunda her yere ulaşıyor ve evrenin gizemlerini açıklıyor.” -Time
“Usta işi.” -The Wall Street Journal
“Bir şey keşfetmenin insanın yeni bir şey görmesi değil de bakışını biçimlendirmesi demek olduğu söylenir. Evreni sicim kuramı tarafından biçimlendirilmiş bir bakışla gören okurlar yeni manzaranın nefes kesici olduğunu görecek. Önde gelen sicim kuramcılarından Brian Greene, çok açık ve anlaşılır bir dille yazdığı bu kitapta okuyucuya nihai kuram arayışının ardındaki bilimsel hikâyeyi ve bilim insanlarının çabalarını anlatıyor. Sicim kuramı, yazarın da gayet canlı bir biçimde anlattığı gibi evrenin öyle değişik bir görüntüsünü ortaya çıkarıyor ki, fizik dünyası hâlâ bu şokun dalgalarının etkisi altında. Heyecan verici ve çığır açıcı fikirlerin, örneğin uzayın dokusunda gizli yeni boyutlar, temel parçacıklara dönüşen kara delikler, uzay-zamanda yarıklar ve delikler, birbirlerinin yerine geçebilen çok büyük ve çok küçük evrenler ve bunlar gibi birçok başka fikrin, günümüzde fizikçilerin üstesinden gelmeye çalıştığı bazı sorunların çözümünde çok önemli bir yeri var. Evrenin Zarafeti bu konuda yapılan keşifleri ve hâlâ çözülememiş gizemleri, durup dinlenmeden uzayın, zamanın ve maddenin nihai doğasını araştıran bilim insanlarının yaşadığı coşkuları ve hayal kırıklıklarını yetkinlik ve incelikle bize aktarıyor. Brian Greene akıllıca kullandığı benzetmelerle, fizikte bugüne kadar ele alınmış kavramlardan en karmaşık olanlarını gerçekten de eğlendirici bir anlatımla okuyucu için kavranabilir hale getiriyor ve bizi evrenin nasıl bir işleyişi olduğunu anlamaya daha önce hiç olmadığı kadar yaklaştırıyor.”
“Big Bang teorisi, felsefe ve dinler açısından hangi sonuçları doğuruyor? Tanrı var mı? Tanrı’nın varlığı bilimsel verilerle ve akılcı delillerle ispatlanabilir mi? Evren, bilimsel kurumlar, evrensel tüm oluşumlar, bütün canlılar ve biz; tesadüfen mi oluştuk, yoksa bilinçli bir yaratılışın ürünleri miyiz? Bütün bu soruların cevapları, bu kitabın ilgi olağını oluşturmaktadır.
Evren hakkında ne düşündüğümüz gerçekten de önemlidir. Evren hakkındaki görüşümüz, evrenin bir parçası olan kendimiz hakkındaki görüşümüzü de belirlemektedir. Bu kitapta, hem fizik ve astronomi bilimleri, hem felsefe, hem de ilahiyat alanına girilmekte; bütün bu ayrı alanlardaki bilgi birleştirilmekte ve bu alanların arasına örülmüş duvarlara karşı çıkılmamaktadır.”
“Kuantum teorisi evren anlayışımızda hangi köklü değişiklikleri yapmıştır? Kuantum teorisine dayanılarak ‘doğanın teolojisi’ nasıl yapılabilir? Bu teorinin ortaya konulmasının sonucunda Kant’ın, Spinoza’nın, Leibniz’in felsefelerinde hangi düzeltmelerin yapılması gerekmektedir? Teolojik fikirler arasındaki tercihte bilimin rolü nedir? Metafizik tercihler, kuantum teorisi’nin yorumlanışında ne tür farklar oluşturmaktadır? Tamamlayıcılık İlkesi ve Belirsizlik İlkesi hangi farklı şekillerde anlaşılabilir? Bu teoriyle ortaya çıkan indeterminizm ontolojik mi, epistemolojik midir? Evrende ‘ontolojik şans’ var mıdır? Bohr’la Einstein arasındaki tartışmanın galibi kimdir? Schrödinger’in kedisiyle ne anlatılmak istenmiştir? Doğa yasalarının ontolojik statüsüne ne gibi farklı yaklaşımlar vardır? Tanrısal etkinlik, kuantum belirsizliklerinin belirlenmesi olarak değerlendirilebilir mi? Kuantum teorisi, mucizeler, özgür irade ve kötülük sorunu hakkında binlerce yıldır yapılan tartışmalara yeni açılımlar getirebilir mi? Bunlar ve benzeri daha pek çok soruya bu kitapta cevap veriliyor. Kuantum teorisinin felsefi ve teolojik açıdan ele alınmasını önemli bulanlara bu kitabı mutlaka tavsiye ediyoruz.”
Kuantum fiziği herhalde en ilginç, en gizemli bilimsel konudur; sevimli bir köpekle yapılan Sokratik bir tartışmanın onun örtüsünü kaldıracağını kim bilebilirdi?
Cory Doctorow
Orzel’in kuantum fiziğine mizah dolu yaklaşımı nefis; Emmy de bu son derece gizemli mevzunun incelikleri hakkında hepimizin sormak istediklerini soran mükemmel bir köpek.
Jennifer Oullette
Bu küçük çekici kitap modern bilimin en tuhaf ve en önemli konularından birini öğrenmenin en eğlenceli yolu.
William D. Phillips, 1997 Fizik Nobel Ödülü sahibi
Chad Orzel ve sevgili köpeği Emmy sayesinde nihayet Heisenberg kesinsizlik ilkesini anladım! Emmy’nin herhalde benden daha çabuk kavradığı kritik önemdeki diğer fikirlerin lafını bile etmiyorum. Köpeğinize Kuantum Fiziğini Nasıl Öğretirsiniz, modern fizik hakkında en ufak bir fikri olmayan insanlar için bile bir lütuf.
Spencer Quinn
Batı bilim geleneği; eski Yunan düşüncesinden gelen temel kavramlar, mantık ve geometri ile ortaçağda müslümanların geliştirdiği cebir, trigonometri ve deney, gözlem ve ölçmeye dayanan araştırma geleneği üzerine kurulup gelişmiştir. Eski yunan düşüncesinin temel kavramları üzerine gelişen batı bilim anlayışı, bilim ve gerçeklik arasındaki ilişkiyi ihmal ettiği için bugün ciddi teorik ve felsefi meselelerle karşı karşıya kalmaktadır. Relativite ve kuantum teorileri, içlerinde taşıdıkları çözülemeyen kavramsal çelişkiler yanında, yarım yüzyılı aşan bütün çabalara rağmen birleştirilemiyor. Bu çelişkiler çağımızın bazı seçkin fizikçilerini, bir ömür boyu inceledikleri tabiatı “saçma” ve “anlamsız” olarak vasıflandırma noktasına kadar getirmiştir. İşte bu yüzden mevcut bilim anlayışının mutlak bir alternatifinin geliştirilmesi gerekmektedir. Elinizdeki kitap, günümüz bilim anlayışının kavramsal temellerini sorguluyor ve yeni bir bilim anlayışının ilk işaretlerini sunuyor.
“Feyerabend ölümüne iki yıl kala gözden geçirip ekleme ve çıkarmalar yaparak altına yeniden imza attığı bu önemli kitabında bilimi sorguluyor. Bilgibilimsel, yöntembilimsel, sosyolojik… sorular soruyor. Sarsıcı, hatta yıkıcı sorular bunlar.
Dünyayı anlama ve anlamlandırma biçimlerinden biri olan bilimin, modernizmle birlikte oturduğu iktidar koltuğunu tartışıyor. Bilim tek yol mudur? Batı biliminin henüz tam olarak nüfuz etmediği kültürler ve zamanlarda yaşayanlar, hayatın önlerine koyduğu sorunları aşıp ayakta kalmamışlar mıydı? Daha sonra da kalamazlar mıydı? (Bu soruya bugün, yani onların öz kaynakları ve kültürleri tahrip edilmişken olumlu yanıt vermek zordur belki. Soru, bunun kimin eseri olduğudur…) Bilimi “Bilim” yapan, yani bilimin söylediğini tek doğru derecesine yükselten, bunun böyle olduğuna bizi ikna eden nedir? Akla yatkınlığı mı? Deneyle ispatlanabilir olması mı? “İyi” sonuçlar alması mı? Kısaca bilimin yöntemini; akılcılığı, onun kullandığı araçları sorgulayarak ezberimizi bozuyor Feyerabend. Peki Batı biliminin, “akılcılığı” yöntem olarak kullanmaktan başka şansı yok mudur? Elbette vardır: Bilimsel devrimler söz konusu olduğunda yani paradigmanın değişikliğe uğradığı sıçrama anlarında, “akılcılığın” nasıl ihlal edildiğini tarihsel örneklere (Galileo örneğinde olduğu gibi) dayanarak gözler önüne seriyor Feyerabend.
İnsanların zihinlerinden başlayıp eğitim kurumlarında, üniversitelerde kurduğu hegemonya ve bütçeden kendisine ayrılan paylardaki ağırlığıyla rakipsizliğini pekiştiren bilim, kamuyu ilgilendiren uygulamalarında bile kimseye hesap vermeyen despot tavrını sürdürmeli midir? Konunun uzmanı olmayanların hiçbir söz hakkının olmadığı yerde demokrasiden söz edilebilir mi? Diğer bilme biçimlerini elinin tersiyle bir kenara atan bilim, kendi dışından gelebilecek taze kandan da yoksun kalmaz mı?
Feyerabend, en emin olduğumuz, sorgulamadan kabul ettiğimiz, üzerine koca bir zihniyet dünyası kurduğumuz şeyleri çok temelden sabote ediyor. Bilimsel üretim yapanlar ve bilimle herhangi bir düzeyde ilgilenenler bu bilgi anarşistinin kucağımıza bıraktığı sorulardan kaçamazlar.”
Bilimsel buluşların mantıksal yapısı nedir? Ne tür kurallara ve kavramsal araçlara gerek vardır? Bu araçlarla üretilen bilginin sürekli ileriye, daha doğru olana gittiğini nereden bilebiliriz? Birbirine zıt bilimsel açıklamaların hangisinin daha geçerli olduğunu belirlemek için ne gibi ölçütlere sahibiz?
Daha çok bilim felsefesi alanına giren bu sorulara yanıt ararken zorunlu olarak bilimin tarihsel bir süreç olarak nasıl geliştiği ve ne tür koşullarda üretildiği sorularının da yanıtlanması gerekir. Kuhn’un, bilim tarihinin kesintisiz bir bilimsel birikimin sonucu olarak değil; aksine, bilgiyi büyük kesintilere, hatta kopmalara uğratan devrimci dönüşümlerle geliştiğini gösterdiği “Bilimsel Devrimlerin Yapısı”; yayınlandığı 1962 yılında bilim tarihi, bilim felsefesi ve bilim sosyolojisi alanlarında bir bomba etkisi yaratmış ve o tarihten bu yana çağdaş bilim ve felsefe dünyasının temel klasiklerinden biri olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
Batı düşünce tarihinin temelinde yatan ampirist bilim geleneğini, bilim tarihindeki büyük dönüşüm ve devrimleri sorgulayan Kuhn; bilimsel ilerlemenin temel dayanağı olduğu iddia edilen ampirist bilgi kuramının bir gereği olarak bilimin tarihini de kendilerine göre yeniden yazanlara karşı, aynı tarihe bakarak bambaşka bir ilerleme yapısının ve bambaşka felsefi sonuçların oluşturulabileceğini kanıtlamak çabasındadır ve “Bilimsel Devrimlerin Yapısı” bu çabanın ürünüdür.
]]>